Bazı insanlar hep yapamadıklarını düşünür: Spor yapamıyorum, kilo veremiyorum, sakin olamıyorum, sosyal olamıyorum gibi düşünceler üretirler. İnsanın problemi yapamadıklarında değil hep yaptıklarında gizlidir.

Kendine sor ve yanıtı yaz bir yerlere hep gün içinde ne yapıyorum?

Hep hangi konuları düşünüyorum.

Hep hangi duyguları hissediyorum

Hep hangi eylemlerde bulunuyorum.

Hep yaptıkların hiç yapamadıklarını oluşturur.

Hayatınızdaki kişiler değişmiştir. Mekanlar değişmiştir. Zaman değişmiştir. Ama yaşadığınız olay ve ortaya çıkan sonuç hep aynıdır. İşte bu duruma çekirdek inanç diyoruz. Çekirdek inanç hep tekrar ettiğimiz olaylardan oluşur. O yüzden olayların ortak noktasını bulmaya çalış başka zamanlarda başka insanlarla başka mekanlarda hep ne oldu?

Başkalarında gördüğümüz olumsuz taraflar bizim çekirdek inancımız hakkında bilgi verebilir.

Örneğin bencil insanlardan nefret ediyorsak ya bizimde bencil bir tarafımız var reddediyoruz ya da aşırı verici bir karakter yapımız olduğu için bu tarz insanların bizi kullanmasından korktuğumuz için tepki gösteriyoruz.

Hoşlandığımız ve örnek almaya çalıştığımız insanlarda bizim yeteneklerimiz ve içsel gücümüz hakkında bilgi verebilir. O kişide gördüğümüz nitelikler bizde de vardır.

Çabalamadan yaşanan bir hayat çekirdek inançlardan arınmış bir hayattır. Çekirdek inanç gereksiz çabaya sebep olur. Çabaladığınız şeylerde çekirdek inancınız gizlidir. O yüzden bir zen sözü der ki çabalamadan çabalayın. Çabayı bırakan aydınlanır ama başta çabalamak gereklidir. Arayan bulamaz ama bulanlar hep arayanlardır.

Çekirdek inançlar bizim dışarıya verdiğimiz ilk izlenimlerimizi oluştururlar. Örneğin hep güçlü görünmeliyim diye bir çekirdek inanca sahip olan birinin ilk izlenimi katı ve duygularını belli etmeyen bir kişi izlenimidir. Sevilmek için büyümemeliyim, küçük bir çocuk olarak kalmalıyım çekirdek inancına sahip  bir kişinin ilk izlenimi genelde sevimli sempatik ve olgun olmayan bir duruş olacaktır. O yüzden ilk 7 saniye çok önemlidir ilk izlenimde.

Ülkelerin de çekirdek inançları vardır. Örneğin Almanlar garantici ve kontrolcü bir yaklaşımı güvende olamamakla eşleştirmişlerdir.

Amerikalılar başarıyı ve özgürlüğü güvende olmakla eşleştirmişlerdir.

Türkler her şeyi sentezlemeyi güvende olmakla eşleştirmiştir. Türkler doğunun gelenekselliğini bir yandan benimserken bir yandan da batının çağdaşlığını sentezleyerek güvende olacağını düşünmüştür. Türklerde kurtarıcılık yaygındır. Amerika’da bireysellik kültürü baskındır.

Ayrıca küçük şehirde doğduysanız ve genelde dışarıya yolculuk etmediyseniz yaşadığınız şehirden garanticilik ve fanusun içerisinde büyüme çekirdek inancını kaparsınız. Elalem ne der baskısıyla yetişirsiniz. Çekirdek inanç ait olma ve birey olma ihtiyacımızın arasındaki dengeyi kurmaktır. Maddiyatla maneviyat arasında köprü oluşturmaktır.

 

Abdullah CANITEZ