Kim istemez ki hayatının kralı ya da kraliçesi olmayı?

Sen de kişisel gelişimle uğraşıyorsan nedeni kariyer yapmak, mutlu bir ilişki, güzel bir tatil, güçlü bir kişilik veya buna benzer amaçlara ulaşmak için çabalıyorsun demektir.

Birisi güçlük kişilik mi dedi?

Buna sahip olmadan ne yaparsan yap kişiliğini geliştiremez, özündeki hazinelerin farkına varamazsın.
Ve dostum sabah akşam kendine “ben mutluyum” desen acaba mutlu olabilir misin?

Cevap koca bi HAYIR!

Tamam biliyorum daha mutlu olmak daha çok kazanmak mutlu bir ilişkinin hayaliyle yaşıyorsun ya da buna benzer bir hedefin var her insanoğlu gibi.
Bekli de daha manevi olmak istiyorsun. Çakralarından ışık saçmak, bir insanın aurasından yalan söyleyip söylemediğini anlamak, sezgilerini geliştirmek ve buna benzer bir hedef…

Aynanın karşısına geç ve bi bak bakalım bir kral veya bir kraliçe gibi duruyor musun?

Güçlü bir kişilik güçlü bir duruşla başlar…
Dimdik kendine güvenen bir duruş…
Tekrar ediyorum Güçlü bir DURUŞ
Norbekovun ifadesiyle zafer kazanmış bir komutan edasıyla dur bakalım.
Bir devlet başkanısınız, arkanızda korumalar altınızda kırmızı halı… Nasıl yürürdünüz?
Peki hiç zengin iş adamlarını, devlet başkanlarını izlediniz mi? Nasıl duruyorlar, nasıl bakıyorlar? NASIL? NASIL? NASIL?

Dimdik duruş ve hafifçe tebessüm etmekle kişisel gelişim başlar.

Düşüncelerini değiştirmeden önce nefes alış verişini, duruşunu ve yüz ifadeni değiştir.

Ben başarılıyım ben mutluyum derken öyle bir fizyolojiye gir ki adeta orgazm oluyorsun!
Şaka yapmıyorum kendinde öyle bir vecd hali yaratmalısın ki kendi kendine düşündüğün şeyler bilinçaltına ulaşsın ve sana su, elektirik olarak geri dönsün.

Bilinçaltına ekilen inançla beslenen düşünce tohumları gerçekliğe dönüşürler.

Ezik psikolojisinden çık. Şimdi sen bir komutansın sen dünya güzellik yarışmasında kainat güzeli (kadın okuyucularım) ya da dünya kupasını kaldıran ve takımını lider yapan futbolcusun (futbol delisi erkek ya da kadın okuyucularım)

Asıl soru şu duygu durumumuzu ne oluşturuyor? Duygularımızın temelinde ne var?

ÖNCELİKLE kendini kötü hissediyorsan omuzların çökmüş ve kendini yere bakıyor olduğunu fark edeceksin istisnasız. Peki iyi hissediyorsan duruşun nasıldır?

Omuzların dik ve ileriye doğru bakar konumdasındır. İyi hissetmenin de kötü hissetmenin de kendine özgü bir bedensel ifadesi vardır.
Kendini kötü hissederken iyi hissederken ki gibi şekilde duruşunu, mimiklerini, nefes alışverişini değiştirirsen belli bir süre sonra kendini iyi hissetmek ZORUNDA KALIRSIN!
Hem de istisnasız… Sevgilinden ayrıldığına gülerken bulursun kendini canını yakmaz, canını sıkmaz.

“Neden önce bedensel duruşumuzdan başlıyoruz ki düşüncelerimizi değiştirsek olmaz mı?” dediğini duyar gibi oluyorum.
Düşünceleri değiştirmek fizyolojik değişimleri göre daha zordur biz önce çeperden başlıyoruz sonra özü değiştiriyoruz.
GÜÇLÜ DURUŞA GÜÇLÜ DÜŞÜNCELER EŞLİK ETMELİ!
Sadece düşünceyi değiştirmek yolunu da seçebilirsiniz. Ezik bir duruşla, ağlayan bir yüzle düşüncelerinizi değiştirmeyi denediniz mi?
Dene istersen çok zor ?
O yüzden önce bedenini kullan, sonra pozitif düşün, akın akın keyfine var.

Abdullah CANITEZ