Eğer, İNSANLARIN SİZİN HAKKINIZDAKİ GERÇEK DÜŞÜNCELERİNİ ÖĞRENMEK İSTİYORSANIZ, ONLARIN BEKLEDİĞİNDEN FARKLI DAVRANIN

İşte bu altın kural çevrenizdeki insanların gerçekte sizin hakkınızda ne düşündüklerini ortaya çıkaracaktır. Denemek mi istiyorsunuz. Normalde sessiz sakin birisi iseniz, “Bir anda değişin; konuşun, her konu hakkında fikrinizi ortaya koyun, tartışın, emirler yağdırın.” İşte o anda karşınızdaki insanların bir anda size karşı o mazbut tavırlarının değiştiğini, değişeceğini göreceksiniz. Sizinle ilgilenen insanlar bir anda ortaya çıkan bu yeni rakibi ortadan kaldırmak, yeniden eskisi gibi sessiz ve sakin olmanızı, her şeye burnunuzu sokmamanızı, her konuda fikir beyan etmenizi önlemek amacıyla ellerinden geleni yapmaya başlayacaklardır. Hemen şunları duyarsınız:
“Ne oldu sana böyle”
“Delirmiş bu”
“Dur sakin ol”
“Salak mısın be ne konuşuyosun”
“Kes sesini”
“İyi misin sen”
“Eskiden böyle değildin sessiz sakin biriydin” vs. vs. vs.

Çünkü her şeyi yönlendiren çevrenizdekiler, her konuda sadece kendilerini yetkili ve söz sahibi görenler bu yeni “Söz ve yetki sahibi” kabullenmek istemeyeceklerdir. Ellerindeki yetkiyi kaybetmek istemeyeceklerdir.

*Evdeki baba veya anne çocuklarının sözlerinden çıkmalarını isterler mi, kesinlikle hayır. Evde tek otorite sahibi kendileri olsun isteyeceklerdir. Çocuklarının kendi istekleri dışında şeyler yapmalarını istemezler sadece izin verdikleri ve müsaade ettikleri yani kendi kontrollerinde olan şeylerin yapılmasını isterler. (çocuklarının iyiliği olan ve bilinçli istekler hariçtir)

*Birlikte dolaştığınız sevgiliniz Hep kendisiyle ilgilenmenizi, kendi isteklerinin olmasını, kendisine sürekli hediyeler alınmasını, kendi istediği yerde yemek yenilmesini, kendi istediği saatte buluşulmasını ve istediği filmlerin izlenmesini isteyecektir. Bayanlar erkekleri, Erkekler de bayanları kendilerine has yöntem ve güçlerle yönlendirmeye kullanmaya çalışacaklardır. Sevgiliniz veya eşiniz kendisine belirli günlerde hediye alınmadığında küsecek ve bir daha sefer hediye alınmasını garantiye alacaktır. Beğenmediği yemeği yemeyecek ve böylece bir daha ki sefer o yemeğin yapılmamasını sağlayacaktır.

*İçinde yaşadığınız toplum kendisi gibi olmayanı kabul etmeyecek ve dışlayacaktır. Kendisi gibi giyinmeyen, kendisi gibi hareket etmeyen, kendisi gibi konuşmayanları iteleyecektir. Saç uzatan, küpe takan erkekler, dar ve açık giyinen kadınlar, başını örten kadınlar veya marjinal fikirlerini söyleyen insanlar gibi. “Sürüye uymayan koyunu, süreden ayrılanı kurt kapar” sözünü de sanırım bu yüzden söylemiş atalarımız. Üniversite yıllarında saçlarımı uzattığım için çevremin göstermiş olduğu tepkiyi hala unutamam. Karşı mahallede oturan arkadaşın evine birlikte giderken küçüklüğümden beri yakinen tanıdığım bir öğretmenle aramda geçen diyalog sanırım buna güzel bir örnektir.
“Sen kimsin?” diye sordu bildiği halde. Kendimi tanıttım. “Haaa” diye devam etti. “Bak burası belli düşüncedeki insanların oturduğu bir mahalle, seni kınarlar, buraya herkesi kabul etmezler”. Ben sanırım iyi tanıdığım ve öğretmen olduğu için duyduklarıma şok oldum. Bu ilk ve son örnek olmadı elbette ki. Ne mi yaptım? Saçlarımı kesmedim inadına daha da uzattım. Hiç kimse başkalarının istediği şekilde hareket etmemelidir. Her insanın hayatta kabullendiği bazı doğrular ve kurallar vardır. Bunların dışına çıkmadan istediği şekilde hareket edebilir ve davranabilir. Aksi tavır “bireyi toplum içinde yok edecek, özgür düşüncenin önünü tıkayacaktır”

*Kitle iletişim araçları insanları kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirirler. Kendisine reklam veren firmaları ön planda tutarak veya kendilerine ait kuruluşları destekler nitelikte yayınlar yapabilirler.

Artık klasikleşmeye başlayan bir uygulamayı herhalde hepiniz fark etmişsinizdir. Haberlerin sonunda veya ortasında kendilerine ait yayın kuruluşu tarafından yapılmış bir diziyi veya filmi haber konusu yaparlar ve bunu çarpıcı bir sunumla yayınlarlar. Amaç herkesin dikkatini çekmektir. Bilinç altına şu yerleştirilir. “Haberler çok önemlidir, önemli olaylar verilir. Demek ki bu dizi de önemli” Genelde bu işe yarar. Bir başka uygulama da Programları izlettirmek amacıyla program boyunca “Azzz sonra, şok şok şok” gibi ifadelerle sona saklanıp tüm programı izletmeye yönelik Manipülatif hareketlerdir. Buna sinir oluruz ama uyandırılan merak nedeniyle izleriz.

Bir başka uygulama da yayın kuruluşlarının siyasi eğilimi değiştirme çalışmalarıdır. Eğer TV kuruluşu bir siyasi eğilimi desteklemiyor ve kendisine çıkar sağlamayacağına, kendisini desteklemeyeceğine inanıyor ve kendisini destekleyen siyasi düşüncenin rakibi bir oluşum olarak görüyorsa; bütün programlarında o siyasi düşünceyi karalayıcı ve yıpratıcı yayın yapacaktır. Diyecektir ki “Doğruları siz bilmiyorsunuz, En iyisini biz biliyoruz. Bizim sizin için seçtiğimizi siz de seçeceksiniz” Bunu dolaylı yollarla bilinç altımıza empoze edecek ve bizleri yönlendirmeye çalışacaklardır.

*Çevremizde kimse kendisinden daha iyisinin olmasını istemez. En iyi konuşan, en iyi Oynayan, en çok kazanan, en başarılı olan, en çok sevilen olunmak istenir. Bu istek çevrede kendi yolunda ilerleyenleri yoldan çıkarmayı gerektirecektir. Kendi yolunda ilerleyenleri karalayarak, küçük düşürerek, önüne engeller çıkararak yoldan saptırmaya çalışırlar. Zirvede oturan en büyük kralı oynamak, En gözde kral rolünü kapmak herkesin biricik gayesidir. Bu hedef için insanlar; öldürülür, dövülür, kırılır, canı yakılır ve yok edilmeye çalışılır. Maça “EN” olabilmektir. Bilinçli veya bilinçsiz, duyarlı veya duyarsız manipulasyon oyununun kurallarını bilenler ve arka cebinde olanlar her zaman sessiz sedasız tahta oturacaklardır.

Unutmayın, “Yaşam bir Tiyatro Sahnesidir. Orada nasıl oynayacağınız size bağlıdır” İyi bir rol kapmak mı istiyorsunuz. Herkesin gördüğünü değil ayrıntıları görün. Gizli gerçeklerin peşinde dedektif olun ve önce hayatı sonra da insan psikolojisini öğrenin.

Abdullah CANITEZ